• https://www.facebook.com/bizimgazete63.com
  • https://www.twitter.com/bizimgazete63.com
Üyelik Girişi
TAZİYELER

TAZİYELER:



 

 

Nöbetçi Eczaneler

Çarşamba

20/03/2019

Hacı Çetin

  Eczanesi

Perşembe

21/03/2019

Sobay

 Eczanesi

Cuma

22/03/2019

Aydın

Eczanesi

Cumartesi

23/03/2019

Med-Hançer 

Eczanesi

Pazar

24/03/2019

Huzur-Ektiren 

  Eczanesi

Pazartesi

25/03/2019

Yeni Fırat

 Eczanesi

Salı

26/03/2019

Med 

 Eczanesi


Nöbetçi Eczane Listesi Kaynağı: Ş.Urfa Eczacılar Odası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam353
Toplam Ziyaret2179625
Muhammed Özkılınç
furatbilen@hotmail.com
Toplumsal Dönüşümde Ulemanın Gücü 2
24/02/2017

         

         Âlimlerin rehberliğiyle olacak toplumsal dönüşüm, en doğal, en sağlıklı, en az risk taşıyan bir devrim niteliğinde olur. Çünkü toplumun rızasıyla ve kendi isteğine bağlı olarak gerçekleşecektir.

  1. Böyle bir dönüşüm, tüm tarafları sevapdar kılar. Çünkü dönüşüm için didinen ulema ve onların talebeleri vs. Allah (cc) ın emri, Resulullah(sav) ın sünneti gereği bu işe girişmişlerdir. Onların çağrısına uyarak dönüşen toplum bireyleri de tek tek Kur'an ve Sünnete uymuş, nebevi bir hayatı kucaklamış olacaklardır.
  2. Böylesi tabii bir devrimin tek gayesi Allah (cc) hedefi ise insanlığın dünyada zilletten izzete kavuşması… Ahirette de cehennemden kurtulup ebedi saadete Cennete kavuşmasıdır. Bu devrimin hedefinde süfli arzular veya herhangi fani ve değersiz menfaatler yoktur.
  3. En sağlam, istikrarlı ve kalıcı olan bir devrimdir. Çünkü bu devrim toplumun rızası ve gönüllü teslimiyetiyle gerçekleşmiştir.
  4. Artık toplumun her bir ferdi, gücü oranında bu devrimin koruyup kollayıcısı olduğundan, bu Devrim rayından sapmadıkça asla sarsılmayacak, sonlandırılamayacaktır. Seyyid kutup (rh.a) meşhur tefsiri “Fizilal-il Kur'an” ın girişinde şöyle der: “Müslümanlar az bir süre tadına vararak İslam şeriatının gölgesinde yaşasalardı, sonra diğer insanlar ordular kuşanıp İslami hayatlarını almak isteselerdi, İslam toplumu son nefesine kadar direnir cihat eder ama İslami hayatı vermezlerdi. Hayatlarını seve seve İslam’a feda ederlerdi.”
  5. Bu devrim vahye dayandığı gibi, yönetimi de vahye dayandığından, hiçbir beşeri sistemle kıyaslanamayacak bir huzur, güven, emniyet ve selamete sahiptir. Devrisaadet ve sonrasındaki İslam’ın yaşandığı devreler bunun açık bir örneğidir. Bir de şu an afra tafra reklamı yapılan, çağdaş, ilerici, özgürlükçü (!) musır medeniyet vs. diye yutturulmaya çalışılan beşeri sistemlere bakın. Ne kadar da içler acısı bir durumdadırlar.
  6. Doğal olarak böyle mükemmel sonucu olan bir devrim tüm dünya halklarının dikkatini çekecek, en güzel örnek olacaktır. Ve kısa zamanda dünya halkları gönüllü olarak İslam’la şereflenirlerdi.
  7. Böyle bir toplumda teba da idareciler de hasbi ve sadece Allah (cc) ın rızasına matuf davranacaklardır. Dolayısıyla siyasi çekişmeler ve politik cambazlıklar da son bulacaktı. Hesap belli bir toplum % 50 iyileşmişse, % 50 iyi idareciler tarafından yönetilecektir. Bu iyileşme oranı yükseldikçe, idarecilerin iyileşme oranı da yükselecek, düştükçe de düşecektir. Çünkü idareciler gökten inmeyecek yerden de bitmeyeceklerdir. Toplumun kendisinden çıkacaklardır. Nitekim efendimiz (sav) bu gerçeği sarahaten ifade etmiştir. “Nasıl olursanız, öyle idare edilirsiniz.” (Deylemî, Müsned, 3/305.)

Tabi bu değişim sihirli bir değnekle olmayacaktır. Ve bunun sadece resmi kurumlar ve siyasi çalışmalarla olması da mümkün değildir. Çünkü insan eğitiminde gönüllülük esastır ve resmi kurumlarda bu gönüllüğü yakalamak maalesef kolay değildir. Çünkü maaş, para, makam vs. girdiği yeri ciddi manada bozmaktadır. Acil bir manevi kalkınma hamlesine ihtiyaç vardır. Duble yollar, teknolojik hamleler, sağlık, ekonomik ve askeri güç önemli ama aynı oranda gönül köprüleri ve kalplere varan yollar da inşa etmek zorundayız. Bu konuda yine tüm eğitim ve irşat camiaları; üniversiteler, milli eğitim, medreseler, diyanet, tarikatlar, cemiyet ve cemaatlere büyük görev düşmektedir.

Tabii ve toplumsal değişimin lokomotif gücü, nübüvvet çağlarında, peygamberler idi. Ama Resulullah(sav) tan sonra peygamber gelmeyeceğine göre asrımızda bu güç, peygamberlerin varisleri olan ulemadır. Dolayısıyla günümüzde de bu değişimde lokomotif güç ulemanın gücü olacaktır. O zaman ilmin ve ulemanın gücünün farkında olan yeterli âlimleri daha hızlı yetiştirmek zorundayız. İlim talebeleri de kendilerini bekleyen bu büyük misyonun farkında olarak ilim tahsiline devam etmelidirler. Böyle büyük bir görev bekliyorken, ilim ehlinin ilmi; basit dünyalıklar,depersiz kariyer ve makamlar ve küçük maaşlara satmasından daha büyük ihanet olamaz.

Evet, işimiz çok, derdimiz büyük, yükümüz ağır, sorumluluğumuz çok yönlü… Farkında mıyız? “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar. Onu insan yüklendi. Şüphesiz o çok zalimdir, çok cahildir.” (Ahzab 33/72) Selam… Dua…

 

  



Paylaş | | Yorum Yaz
306 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

“İhvanı Müslimin’in çizgisi 2 - 05/03/2019
“İhvanı Müslimin’in çizgisi 2
İhvanı Müslimin’in Çizgisi - 25/02/2019
İhvanı Müslimin’in Çizgisi
Batılın Simgesi Noel’e Hayır - 26/12/2018
Batılın Simgesi Noel’e Hayır
Ashabı Kiram En Güzel Örnektir - 01/11/2018
Ashabı Kiram En Güzel Örnektir
Mazlumun Ahı İndirir Şahı - 11/10/2018
Mazlumun Ahı İndirir Şahı
Yaş Günü Yaş İş - 01/10/2018
Yaş Günü Yaş İş
Domuzdan Post Gâvurdan Dost Olmuyor İşte - 08/08/2018
Domuzdan Post Gâvurdan Dost Olmuyor İşte
Kur ’ansız Olmaz - 28/07/2018
Kur ’ansız Olmaz
Batı Örnek Olamaz - 11/07/2018
Batı Örnek Olamaz
 Devamı
RESMİ İLANLAR
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.46625.4881
Euro6.20386.2287
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 6°
Saat
Site Haritası