• https://www.facebook.com/bizimgazete63.com
  • https://www.twitter.com/bizimgazete63.com
Üyelik Girişi
TAZİYELER

TAZİYELER:



 

 

Nöbetçi Eczaneler

Cumartesi

14/03/2020

 Med-Hançer

  Eczanesi

Pazar

15/03/2020

Yorulmaz-Can 

 Eczanesi

Pazartesi

16/03/2020

Baran

Eczanesi

Salı

17/03/2020

Avu

Eczanesi

Çarşamba

18/03/2020

Coşkun 

  Eczanesi

Perşembe

19/03/2020

Hacı Çetin

 Eczanesi

Cuma

20/03/2020

Sobay 

 Eczanesi


Nöbetçi Eczane Listesi Kaynağı: Ş.Urfa Eczacılar Odası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam393
Toplam Ziyaret2434559
Muhammed Özkılınç
furatbilen@hotmail.com
Bir anım ve ilahi ikaz 2
26/05/2013

         Bir önceki yazımda dolu yağışındaki ilahi ikazdan bahsetmiştim. Hemen sonraki gün bizim doğu illerinde ve ABD de yaşanan hortum felaketleri ses getirdi. Uzmanlar! Ve bilim! Adamları her zaman olduğu gibi, farklı yönleriyle bu konuda epeyce konuştular, yazdılar. Ancak insanın dünyaya imtihan için gönderildiği gerçeğini göz ardı edenler, her zamanki gibi yine sadece işin maddi boyutundaydılar. Sanki bu kainatın bir sahibi/yaratıcısı/idarecisi yok… ve geçmişteki helak edilen kavimlerden alınacak hiçbir ders yok…

Bir anım

         Küçük yaşlarımdan beri Rahmetli babam vd. büyüklerden büyük kıtlık, küçük kıtlıkla ilgili hatıralar duyardım. Yeşillik adına hiçbir şey kalmadığını, kırlardaki yabani otlar, ağaç yaprakları bir yana, ağaçların kabuklarının dahi tüketilerek yok olduğunu anlatırlardı. Hayvanların telef olduğunu, nice bebeklerin dahi gıdasızlıktan öldüklerini…

         Ancak 1986 yılında Diyarbakır Lice ilçesinin Heşedera köyünde, asker arkadaşımın yaşlı dedesinden dinlediğim bir olay var ki unutamam. Yaşlı amca bizzat yaşadığı acı hatırayı özetle şöyle anlattı: “köyümüz gördüğünüz gibi dağlık. Ekilecek arazimiz çok az. Kuraklık ve dolayısıyla kıtlıktan herkes etkilendi. Ancak bölgemizin coğrafik yapısı sebebiyle biz biraz daha fazla etkilendik. Bizde yiyecek namına hiçbir şey kalmadı. Ot, ağaç, yeşillik…

         Yukarı köyde dayımlardan buğday, arpa, gilgil gibi gıda olabilecek bir şeyler bulurum ümidiyle yola çıktım. Yarı yolda bir tepenin arkasından çıkan dumanla beraber, pişmiş et kokusu hissettim. Tepenin arkasını dolanınca, bir karı kocanın yaktıkları ateşte et pişirdiklerini gördüm. Selam verdim ve yanlarına oturdum. Nasıl olsa et pişince bana da bir şeyler verirler ümidiyle. Ancak pişen eti tuhaf bir telaşla yemeye başlayıp bana hiç teklifte bulunmadılar. Ben bu duruma isyan edip kızınca, adam gözyaşları içinde şöyle dedi. “bu eti sen yiyemezsin çünkü bu insan eti. İki çocuğumuz gıdasızlıktan öldü. Biz de açlıktan ölüm tehlikesiyle karşılaşınca, kalan üçüncü çocuğumuzu alıp yola çıktık. Ancak çocuğumuzu yolda burada kaybettik. Bizim de yola devam edecek mecalimiz kalmamıştı. Ölmeyip herhangi bir yerleşim yerine ulaşabilmek için…maalesef işte bu et çocuğumuzun eti…

         İletişim ve ulaşımın yıldırım hızıyla ilerlediği, dünyanın adeta bir şehir halini aldığı günümüzde, bu vb. olaylar genç nesle efsane gibi gelebilir. Ne ki daha iki yıl önce Somali’de ve uygar! Dünyanın sömürgeleştirdiği birçok üçüncü dünya ülkelerinde kat kat daha acı nice dramlar yaşanıyor. Nice bölgelerde yaşanan kuraklık ve kıtlığın açıkları, diğer bölgelerden yapılan nakillerle kapanıyor. Bu sebeple kıtlıklar ecdadımızın yaşadığı gibi yaşanmıyor.

         Ancak mülkün sahibi geçmişteki gibi derinden hissedilecek sınavlarla sınamak isterse buna kim engel olabilir. Deprem için olağan üstü tedbirler alan Japonya, sunami’ye karşı ne yapabildi? Teknolojisi ve ordularıyla dünyaya nizamat! Vermekten vazgeçmeyen ABD, fırtına ve hortumlara karşı ne yapabiliyor?

         Kur'an-ı kerim i baştan sona incelediğimiz zaman tarih boyu helak edilen nice kavimlerden bahseder. Resulullah (sav) da hadisi şeriflerinde helak olan birçok topluluktan haber verir. Kur'an ve sünnet in bu denli ağırlıklı olarak geçmişte helak olan kavimleri biz insanlara mükerreren hatırlatmasında elbette çok ders ve ibretler var. Bu kıssalar masal veya ninni değil…

                Bu kavimlerin helak edilişlerinin detaylarında farklılıklar olsa da temel neden bu kavimlerin hadlerini aşmaları, Allah (cc) a asi olmaları, şirk koşmaları ve Kur'an ın orijinal ifadesiyle zalim olmalarıdır. Zulmün oranı, uygulanış biçimi, faili, mef’ulü farklı olsa da sonuçta zulümdür. Şu halde ilahi ikazlar dikkate alınmak zorundadır. Allah (cc) hep başkalarını denemez… Tufan ve kıtlık birbirinin tam aksi; biri susuzlukla, diğeri suyla terbiye/helak ediyor.Ama bu vb. nice felaketler ihtiyar yerkürenin sırtında kim bilir kaç kere yaşandı… Diyarlar dile gelse de konuşsa…

Şu ayetler onlarca ikazdan sadece birkaçı:

         Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. (Nahl 16/61)Halkı zulmetmekteyken helâk ettiğimiz, böylece duvarları, çökmüş çatılarının üzerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır! Zalim oldukları hâlde, mühlet verdiğim, sonra da kendilerini azabımla yakaladığım nice memleket halkları vardır. Dönüş yalnız banadır. (Hac 22/45,48)Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var? (Kaf 50/36)

         Şimdi, Ey! sorumluluk bilincinde olan medya mensupları; küresel ısınma, kuraklık, sel, deprem, yangın ve benzeri konuları işlerken, yapıcı uyarılar israf ve savurganlıktan sakındırma çabalarınız elbette takdire şayan, ancak kainatın sahibini devre dışı gösterme intibaından sakının. Birazcık reyting uğruna ortalığı velveleye verip, tüm bunların ilahi birer ikaz olabileceğinin göz ardı edilmesi eksikliktir. Ey bilim adamı ve konunun uzmanı olarak kamuoyunu uyarma ve bilgilendirme makamında olanlar! Lütfen sizler de aynı hassasiyeti gösterin. Biliniz ki susma hakkına sahip değilsiniz ve söylediğiniz her şey MahkemeyiKübra’da aleyhinize delil olarak kullanılabilir.

         Ve ey insanlık! Yağışların felaket değil, rahmet olması için, rüzgârların tayfun, hortum, kasırga değil, bin bir türlü fayda ve hikmetlere vesile olması için, kâinatın sahibinin talimatlarına kulak verelim… Ona kulluk ve şükür makamında olalım… Unutmayalım ki,zerreden küreye her şey onun… Yer altı ve yer üstü kaynaklarına o hükmediyor, rızıklandırılmamız için gerekli tüm ekip ve ekipman, O’nun işaretini bekliyor ve size bir şükür kadar yakın.Sübhaneke… Bihamdike… Esteğfiruke… mozkilinc@hotmail.com.

 

 



2298 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

IRKÇILIK BATININ KANINA İŞLEMİŞTİR - 07/06/2020
IRKÇILIK BATININ KANINA İŞLEMİŞTİR
Derin Güçlerin Hipnozları mı İlahi Ordular mı? - 11/05/2020
Derin Güçlerin Hipnozları mı İlahi Ordular mı?
FİLİSTİN İSRAİL OLMAYACAKTIR NOKTA - 03/02/2020
FİLİSTİN İSRAİL OLMAYACAKTIR NOKTA
DEPREMİ ÖNCEDEN TESPİT - 29/01/2020
DEPREMİ ÖNCEDEN TESPİT
Kadına şiddet - 20/01/2020
Kadına şiddet
MEKKELER FETİH BEKLİYOR - 09/01/2020
MEKKELER FETİH BEKLİYOR
SİNSİ SİLAH MÜZİK - 14/12/2019
SİNSİ SİLAH MÜZİK
ANNE BABA HİZMETÇİ DEĞİL EFENDİDİRLER - 29/11/2019
ANNE BABA HİZMETÇİ DEĞİL EFENDİDİRLER
MÜZMİN BEKÂRLAR DİYARI BATI - 28/10/2019
MÜZMİN BEKÂRLAR DİYARI BATI
 Devamı
RESMİ İLANLAR
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83806.8654
Euro7.71577.7466
Hava Durumu
Saat
Site Haritası