• https://www.facebook.com/bizimgazete63.com
  • https://www.twitter.com/bizimgazete63.com
Üyelik Girişi
TAZİYELER

TAZİYELER:



 

 

Nöbetçi Eczaneler

Çarşamba

16/01/2019

Med

  Eczanesi

Perşembe

17/01/2019

Anadolu

 Eczanesi

Cuma

18/01/2019

Barış

Eczanesi

Cumartesi

19/01/2019

Rihan-Aksu 

Eczanesi

Pazar

20/01/2019

Y.Gümüşsu-Zin 

  Eczanesi

Pazartesi

21/01/2019

Şifa

 Eczanesi

Salı

22/01/2019

Sevim 

 Eczanesi


Nöbetçi Eczane Listesi Kaynağı: Ş.Urfa Eczacılar Odası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam180
Toplam Ziyaret2133706
İSA KEMAH Ziraat Mühendisi
isakemah@tarimkredi.org.tr
BİYOLOJİK MÜCADELENİN TARİHSEL GELİŞİMİ-1
25/08/2011
Bilinçsizce artan ilaç kullanımı tarımda birçok hastalık ve zararlı böcekleri beraberinde getirdi. Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanımı artıkça doğada yararlı böcek popülasyonları hızla düşmeye devam etmektedir. Daha önceleri ilaçsız tarım nasıl yapılıyordu, kimyasal mücadele olmadan ürün elde edilemyor muyudu? Tabi ki ürün elde ediliyordu ama daha fazla verim için kimyasal mücadele yöntemler tercih edilmeye başlandı.

Yer yüzündeki tür sayısı 1.250.000’nin üzerinde olan böcekler tüm hayvansal canlıların da %75’ini oluşturmaktadır. Bu kadar zengin türe sahip olan böceklerin hepsi zararlı değildir. Bunların yaklaşık üçte biri zararlı, üçte biri yararlı, üçte biri de nötür türlerdir. İnsanlara ve hayvanlara hastalık taşıyarak sağlığı tehdit edenler, kültür bitkilerinde ürün kayıplarına neden olanlar, Orman ve Süs bitkilerine zarar verenler ile kentsel yaşamda sorun yaratanlar zararlı kabul edilmektedir. Ancak bunların %99’a yakın bir kısmı doğal olarak baskı altında tutulmaktadır. Geriye kalan %1 kadarı bile ortaya çıkardığı çok önemli sorunlar nedeniyle insan oğlunu tarih boyunca uğraştırmaya yetmiştir. Gerek sağlık, gerek sosyal ve gerekse ekonomik açıdan birçok olumsuzlukları ortaya çıkaran bu türleri elemine etmek veya baskı altına alabilmek için tarihin ilk devirlerinden bu yana çeşitli mücadele yöntem ve teknikleri geliştirilmiştir. Bunlar, Kültürel Önlemler, Fiziksel-Mekaniksel Mücadele, Kimyasal Mücadele, Biyolojik Mücadele, Biyoteknik Mücadele ve Entegre Mücadele olarak gruplandırılabilir.

Bu yöntemlerden kimyasal mücadele özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra zararlıları baskı altına almada en yoğun kullanılan yöntem haline gelmiştir. Bunun ana nedeni ise, 1940’lı yıllarda sentetik pestisitlerin keşfedilmesi, kısa sürede etki göstermesi ve uygulamasının kolay olmasıdır. Ancak, kısa sürede etki gösteren, uygulaması kolay olan bu tür kimyasallara zararlılar ve hastalıklarla mücadelede tek kurtarıcı olarak bakılmış ve uzun süreli olumsuz etkileri 1950’li yıllara kadar fark edilmemiştir. Kimyasalların uzun vadede çevreye yaptıkları geriye dönüşümsüz olumsuz etkileri ilk olarak 1962 yılında Rachel Carson tarafından “Sessiz ilkbahar” (Silent Spring) adlı kitapta anlatılmıştır. Bu kitap biyologlara, ekologlara, araştırıcılara, çevrecilere vb. birçok kesime çok önemli mesajlar vermiş ve bundan sonra da bu konudaki çalışmalara hız verilmiştir.

            Örneğin, DDT’nin keşfinden önceki 1940’ların başına kadar zararlılar tarafından üründe meydana gelen kaybın dünya ortalaması %7 iken, 1980’lerin sonuna doğru bu kayıp %13’e yükselmiştir (Wilson, 1990). Bu ürün kaybındaki iki katlık artış, ilaç devriminden sonra başlamış ve aynı dönem içinde ilaç kullanımında ise 12 katlık bir artış meydana gelmiştir (Poppy, 1997). Ürün kayıplarındaki bu artış, ilaçlara dayanıklılığın artması, potansiyel zararlıların ekonomik zararlı durumuna geçmesi ve doğal düşmanların öldürülmesinden kaynaklanmıştır. Bunlara insan ve hayvan sağlığının tehdit edilmesi, gıda maddelerindeki ilaç kalıntıları, çevre kirlenmesi ve yüksek ilaç fiyatları da eklenince, kimyasal mücadeleye alternatif çevre dostu ve daha ucuz mücadele yöntemlerine geçilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu yöntemlerden en ümit verici, en çevre dostu, en ucuzu ve en sürdürülebilir olanı ise “Biyolojik mücadeledir’’dir.

            Biyolojik mücadele çalışmalarına ağırlık verilmesinin nedeni, sadece kimyasal mücadelenin olumsuz etkisinden kurtulmak değil, aynı zamanda belki de daha önemlisi, doğada zararlıları %99 oranında baskı altında tutan yararlı mikro ve makro organizmalardan yararlanmadır.

    


Paylaş | | Yorum Yaz
1831 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

FİDAN DİKİMİ - 03/12/2015
FİDAN DİKİMİ
TOPRAKLARIMIZDA ÇİNKO NOKSANLIKLARI - 28/10/2015
TOPRAKLARIMIZDA ÇİNKO NOKSANLIKLARI
FOSFORLU GÜBRELER - 09/10/2015
FOSFORLU GÜBRELER
MERCİMEK TARIMI - 01/10/2015
MERCİMEK TARIMI
Soğan Yetiştiriciliği - 22/09/2015
Soğan Yetiştiriciliği
BUĞDAY TARIMI VE SERTİFİKALI TOHUMLUK - 16/09/2015
BUĞDAY TARIMI VE SERTİFİKALI TOHUMLUK
Bitkilerde Demir Noksanlığı - 12/08/2015
Bitkilerde Demir Noksanlığı
AZOT FORMLARI - 05/08/2015
AZOT FORMLARI
PAMUKTA YEŞİL KURT TEHLİKESİ - 29/07/2015
PAMUKTA YEŞİL KURT TEHLİKESİ
 Devamı
RESMİ İLANLAR
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.33925.3606
Euro6.08656.1109
Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° 1°
Saat
Site Haritası