• https://www.facebook.com/bizimgazete63.com
  • https://www.twitter.com/bizimgazete63.com
Üyelik Girişi
TAZİYELER

TAZİYELER:



 

 

Nöbetçi Eczaneler

Çarşamba

20/03/2019

Hacı Çetin

  Eczanesi

Perşembe

21/03/2019

Sobay

 Eczanesi

Cuma

22/03/2019

Aydın

Eczanesi

Cumartesi

23/03/2019

Med-Hançer 

Eczanesi

Pazar

24/03/2019

Huzur-Ektiren 

  Eczanesi

Pazartesi

25/03/2019

Yeni Fırat

 Eczanesi

Salı

26/03/2019

Med 

 Eczanesi


Nöbetçi Eczane Listesi Kaynağı: Ş.Urfa Eczacılar Odası
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam111
Toplam Ziyaret2181493
MEHMET SARMIŞ
mehmetsarmis@gmail.com
DEVLETİN MALI NEDİR?
08/04/2015

Yıllar önce idareciliğe (ilköğretim okulu müdürlüğüne) başladığım ilk günlerde, bir evraka imza atmam gerektiği zaman kalem konusunda tereddüt yaşamıştım. Elim gayrı ihtiyari cebimdeki kendi kalemime gitmiş, evrakı bekleyen arkadaş ise masadaki kalemi işaret etmişti. O tereddüt anında İslam tarihinden meşhur bir olay gelmişti aklıma:

            Hani bir gece Halife Hz Ömer çalışırken odaya ashaptan biri gelir, selam verip oturur. Hz. Ömer selamı almadan önce yapmakta olduğu işi bitirir, sonra yanmakta olan mumu söndürüp başka bir mum yakar, daha sonra da misafirinin selamını alır.

Sahabe,  onun bu davranışının sebebini sorunca da şöyle cevap verir:

“Demin devletin işini yapıyordum. Mum da devletin malı idi. Özel işlerimi o mumla yapamazdım. Onun için söndürüp kendi mumumu yaktım.”

Şimdi ufak da olsa ben de yöneticiydim; bundan sonra kendi işimle devletin işlerini birbirinden nasıl ayıracaktım?

Kısa süre sonra farkına vardım ki, mesele mum ya da kalemi değiştirmek kadar basit değil. Hayat o zamanlardaki kadar sade değil ki kolayca ayırasın. Mesela o zamanlar cep telefonu yok, evi arayacak olsam okulun telefonunu kullanmayacak mıyım? Misafirime ikram ettiğim su, abdestten sonra yüzümü kuruladığım peçete, çocuğumun ev ödevi için bilgisayar yazıcısından çıkardığım kâğıt, mesai dışında açık bıraktığım klima ve daha nice nice ayrıntı.

İşin içinden çıkamayınca bilgisine güvendiğim birisine sordum. “Ara ara devletin kesesinden kullandığın kadar bir miktar parayı infak et, gerisi için de Allah’a sığın” dedi.

Şimdi çeşitli kademelerde yöneticilik yapan dindar kardeşlerimizle ilgili öyle şeyler duyuyorum ki, onlar adına üzülsem mi, yoksa ben mi çok safım diye yerinsem mi bilemiyorum.

Daha göreve gelir gelmez makam odasını en lüks bir şekilde tefriş eden, kartonpiyerini, mobilyasını tekrar tekrar değiştiren, kendine özel dinlenme odaları yapan, spor yapmak amacıyla sadece kendisi için oda tahsis edip en pahalı spor aletleri ile dolduran, kaynak buldukça arabasının modelini yükselten, özel misafirlerini devletin hesabından en pahalı yerlerde ağırlayan, arabasını özel işlerinde kullanan, eşini çocuklarını bindirip gezdiren, hatta onlara kullandıran, toplantı boyunca soğumasın veya ısınmasın diye arabasının klimasını çalışır durumda bıraktıran ve daha neler neler yapan kardeşlerimiz…

Sorulduğunda ya da açıkça sorulmazsa bile kafalardan geçirildiğini tahmin ettiklerinden “kendim için yapmıyorum ki, kurumun prestiji/itibarı için, kurumsal kimliği geliştirmek adına yapıyorum, yoksa yarın ayrılırsam beraber mi götüreceğim” türünden gerekçeleri de hazır.

Ya devlet işlerini yapmak için emrine verilen personeli, kendisinin ve ailesinin özel işlerinde kullanan, bağının bahçesinin işlerine koşturan, devletin hizmetlisini şahsi hizmetçisi gibi çalıştıranlara ne demeli?

Onlara, bir gün Hz. Ömer’in at üstünde giderken elinden kamçısı düşünce etrafındakilerden onu kendisine vermelerini istemeyip, bizzat atından inerek kendisinin aldığını hatırlatmayalım mı?

Bir de hediye adı altında aldıkları var ki bazılarını hiç rahatsız etmiyor.

Onlara da şu olayı hatırlatmak isterim:

Zekat toplama memurlarından biri, görevini yapıp Medine’ye dönünce Resulullah’ın huzuruna varıp;

“Ey Allah’ın Resulü! Şu sizin zekât mallarınız, bunlar da bana verilen hediyelerdir” dedi. Bu söze canı çok sıkılan Peygamber Efendimiz hayretle sordu: “Tuhaf şey! Sen doğru sözlü bir adamsan söyle bakalım, ananın-babanın evinde otursaydın gene de bu mallar sana hediye olarak verilir miydi?”

Bununla da yetinmeyip minbere çıktı ve;

"Size ne oluyor ki! İçinizden birileri şöyle şöyle yapıyor deyip olayı anlattıktan sonra “Allah'a yemin ederim ki, sizden kim haksız yere bir şey alırsa kıyamet günü haksız olarak aldığı şeyi yüklenerek gelecektir…” dedi.

Rüşvet alanlardan, hırsızlık ve yolsuzluk yapanlardan ise söz etmeye değmez.

“Kitabına uydurularak” yapılanlar belki bu dünyada bizi kurtarabilir ama “Esas Kitab”a uyar mı? Hesap Gününde hesabını verebilir miyiz?

 



Paylaş | | Yorum Yaz
988 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR ACAYİP GENÇLİK - 27/05/2015
BİR ACAYİP GENÇLİK
KENAN EVREN ÖLDÜ, ADI YAŞIYOR - 14/05/2015
KENAN EVREN ÖLDÜ, ADI YAŞIYOR
ÖLÜME ÖVGÜ - 06/05/2015
ÖLÜME ÖVGÜ
YA BİZDENSİN YA DA… - 29/04/2015
YA BİZDENSİN YA DA…
YENİ BİR FIRSAT - 21/04/2015
YENİ BİR FIRSAT
GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR - 02/04/2015
GÜZEL ÖRNEKLER DE VAR
BİZ’İ ANLATMAYA DEVAM - 30/03/2015
BİZ’İ ANLATMAYA DEVAM
YA, ALLAH BAŞARAMADINIZ DERSE… - 20/03/2015
YA, ALLAH BAŞARAMADINIZ DERSE…
1915’TEN GÜNÜMÜZE - 17/03/2015
1915’TEN GÜNÜMÜZE
 Devamı
RESMİ İLANLAR
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.52355.5456
Euro6.25866.2837
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 6°
Saat
Site Haritası