Ganimet Aydın Bilen
ebrarbeyani@mynet.com
EŞLER KÜSERSE...
18/01/2014 Şüphe yok ki Kur'an'ın ana hedefi sağlam inanca,
doğru bilgiye, ahlaki değer ve sorumluluğa dayanan bir toplum düzeni meydana
getirmektir. o, birey düzeyinde ele aldığımız değerlerin toplum düzeyinde de
gerçekleştirilmesini, başka bir ifadeyle toplumun bir tevhit toplumu olmasını
ister. Kur'an getirdiği bütün özellikleri ile tam bir toplum dinidir. O,
aileden hareket ederek geniş akraba çevresine, oradan inanç ve ahlak üzerine
kurulmuş İslam toplumuna oradan da topyekûn insanlığa ulaşır. İslam prensiplerinin ilk önce fert üzerinde vücuda
gelmesi ardından da aile müessesesi ile toplumda kendini gösterme şeklinde bir
silsile ile etrafına yayılır. İşte bu silsile içerisinde ailenin önemi ortaya
çıkar. Şüphesiz bu düzende de eşlerin birbirleri ile ilişkileri ve birbirlerine
karşı sorumlulukları üzerinde durmak lazım. Cabir(r.a)'den rivayet edilen bir
hadiste Resulullah(s.a.v) şöyle buyurmaktadır. "Gerçekten İblis tahtını suyun üzerine kurar, sonra Şeytan taifesini
görevlendirir. Bunların Şeytana derece bakımından en yakını en büyük fitneyi
çıkaran(en büyük kötülüğü) yaptırandır. Bunlardan biri gelir, ben şöyle şöyle
yaptım, der ve kötülüklerini anlatır. Şeytan ise "Sen hiç bir şey
yapmamışsın." der. Bir diğeri gelir ve şöyle der:"Falanı karısıyla
birbirinden ayırmadan peşlerini bırakmadım." der. Bunun üzerine, Baş Şeytan
onun başını okşar ve "Sen ne güzel bir iş yapmışsın."der. Bu hadis çoğumuzun çoğu
defa rastladığı, okuyup geçtiği, vermek istediği mesajı anlamadan bir efsane ya
da bir hikâyeyi okur ya da dinler gibi geçip bıraktığı ama aslında önemli bir
kurtuluş reçetemizi içeren Nebi(sav)'den bir işarettir. Dinimiz
toplumun düzenine önem verdiği gibi,toplumu oluşturan fertler ve fertlerin
aile,ailenin başında duran ve onu koordine eden anne ve babanın ilişkilerinde
düzen uyum huzur ve ortak tutuma azami derecede önem vermiştir. Hadisi-i Şerife
baktığımızda ilk etapta sanki iki(karı-koca) arasında kavga çatışma küslük gibi
görürüz. Eğer böyle olsaydı daha büyük kötülük ve fitne varken Şeytan neden
karı koca arasını bozmayı en iyi iş olarak görsün ya da toplumun çekirdeğini
oluşturan ailenin oluşum unsurunu hedef alsın ki? Eşler arasında oluşan geçimsizlik sadece iki
kişiyle kalmayıp bir ailenin ilişkili olduğu tüm alanları ifsat eder, bir şeylerin
yolunda gitmemesine neden olur maalesef. Eşlerin ya da anne ve babanın
geçimsizliğinden ilk başta o yuvanın meyveleri olan çocuklar olumsuz etkilenir.
Geçimsizlik ve huzursuzluğun olduğu aileler pasif ve verimsiz ailelerdir.
Çocuklar aileden alması gereken manevi havadan mahrum kalırlar. İlk örnek model
anne baba olduğu için onların davranışları çocuklarının davranışlarını da
direkt olarak belirler. Çünkü:"Çocuklar
anne babalarının eserleridirler." Bilimsel olarak da çocukların başarılı,
özgüvenleri tam, faydalı bir birey olmalarında anne babanın uyumu ve ortak
tutumunun çok önemli olduğu belirtilmiştir. Ailede sevgi saygı
huzur bulmayan çocuk, çevresinde bunu nasıl göstersin ki? Nitekim çevremizde
sayamayacağımız kadar olumsuz örnekler vardır maalesef. Dolayısıyla Şeytanın bu
işi ilk etapta bir aileyi yıkmış ve çocukları bozmuştur, O çocukların da çevreleriyle
olan ilişkilerinde olumsuzluğa neden olacaktır haliyle. Küfür, şiddet,
uyumsuzluk gibi agresif davranışlarla aileden aldığı negatif enerjiyi olumsuz
bir davranış biçimi topluma yansıtır. Eşler
arasında oluşan geçimsizlik sıla-i rahim dediğimiz akraba ilişkilerinin
bitmesine neden olur. Karısını sevmeyen, ona değer vermeyen koca, hanımının
ailesine hiç bir şekilde değer vermez. Belki zamanla görüşmelerine engel olmak
ister ya da ziyaretleri onun hoşuna gitmez. Bu tutum hanımının da kocasının
aile ve akrabalarına kin beslemesine neden olur. Çoğu zaman dışarıdakilerin bu
olup bitenden haberi bile olmaz, ya da tam tersi olur. Kadın kocasıyla
geçimsizliği nedeniyle tüm aile ve akrabalarını siler, akrabalar arası uzun
yıllar süren küslüklere neden olur. Bir hadisi Şerifte Efendimiz(sav): "Kim ömrünün uzun, malının bereketli
olmasını istiyorsa sıla-i rahim(akraba ziyareti) yapsın." diye
buyurmuştur. Yine aile içi huzursuzluk kişilerin manevi
hayatları üzerinde de olumsuz etkisini gösterir. Kişiler yaptığı ibadetten zevk
almaz, iyilik ve hayır yapma isteği duymaz. Erkek eve gitmek istemez ya da
kadın ve çocuklar erkeğin eve gelmesini istemez. Eğer İslami bilinç yoksa yani
günaha girme korkusu yoksa çok farklı hatalara düşüp günah kapılarını aralaması
ve Allah'a isyan noktasına kadar gelmesi işten bile değildir. Diğer bir feci sonuç da şudur: Araları
bozuk, geçinemeyen eşler, huzur bulmak için erkekler; içki kumar ve diğer haram
şeylere giderek kendilerini avuturlar. Kadınlar ise gereksiz harcamalar ile
kendilerini mutlu etmeye çalışarak büyük oranda israf ve mal tüketimine
giderler. Şeytanın oyununa gelen
eşlerin geçimsiz ve huzursuzluğundan en fazla belki de kendileri zarar görürler.
Kendilerine sunulan ömrü birbirlerine zehir ederler, hayat sermayelerini boşa
tüketirler, dünyadan mutsuz bir şekilde ayrılırlar ve birbirlerini razı
etmedikleri için ahirette de bunun hesabını verme durumuna düşerler. Dünyada ise
kötü bir örnek olarak anılmaktan kurtulamazlar. Aile içi huzursuzlukla Şeytan,
elde edeceğimiz birçok hayır yollarını kapatır. Uyumlu ve huzurlu
ailelerde ise bunun tam zıddı olur. Nitekim Peygamber Efendimiz(sav) kadınlar
için: "Kocası kendisinden razı
olarak ölen kadın cennettedir." buyurmuşlardır. Erkekler içinse:"
Sizin en hayırlınız eşine ve ailesine en
iyi olanınızdır." buyurmuşlardır. Hayır ve kurtuluş
yolunun eşler arasındaki uyumla bu kadar özdeşleşmiş olması, içerisinde bin bir
türlü hayrı barındırmaktadır. Yukarıda örneklerini verdiğimiz durumlar gibi.
Sonuç olarak kadın ve erkeğin küsmesi ve geçimsiz olması sadece kendilerini
mutsuz etmez, birçok değerli fırsatın ve güzelliklerin kaybedilmesine de neden
olmaktadır. |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| TESETTÜRDE ASIL OLAN İTAAT Mİ MODA MI? - 04/08/2013 |
| TESETTÜRDE ASIL OLAN İTAAT Mİ MODA MI? |
| Ey Allah'ın Kulları Kardeş Olunuz - 29/05/2013 |
| Ey Allah'ın Kulları Kardeş Olunuz |
| EĞİTİM ALANLARI - 08/10/2012 |
| EĞİTİM ALANLARI |
| ZULMÜN YENİ ADI: ARAKAN - 14/08/2012 |
| ZULMÜN YENİ ADI: ARAKAN |
| MUTLU OLMA KRİTERLERİ - 13/07/2012 |
| MUTLU OLMA KRİTERLERİ |
| İYİ MİRAS, KÖTÜ MİRAS - 24/06/2012 |
| İYİ MİRAS, KÖTÜ MİRAS |
| KİME NE YAKIŞIR? - 20/04/2012 |
| Kişiye değer kazandıracak gerçek değerler toplumun değer yargıları arasında unutulur kaybolur. Ya da dejenere olursa meydanı boş bulan boş insanlar yeni değer kriterleri üretip kişileri bu kriterlerle değerlendirerek bir dereceye koyuyorlar. |