Ganimet Aydın Bilen
ebrarbeyani@mynet.com
ZULMÜN YENİ ADI: ARAKAN
14/08/2012
Tarihe, geriye doğru baktığımızda, huzur, adalet adına insanlığa katacak bir şeyi olmayanlar, kendi dönemlerinde soykırımla, yakıp yıkmak ile can, mal, hayatlar almıştır insanların(inananların) elinden. Bunlar verici değil, alıcı olmuştur her zaman. Tarih onları lanetledi, insanlık onları lanetledi. Geçmiştekiler geçti, tarih oldu, günümüzdekiler içinse bu yaşanmış olanlar birer hikâyeden zannedilir oldu. Gel gör ki bu zamanda bizler de yeni zülüm ve Müslüman-kırım olaylarına tanıklık ediyoruz. Şimdi gelecek nesiller için bu bizzat şahitlik ettiğimiz olayların bir film karesi, bir hikâyenin özeti olarak algılanmasından rahatsızlık duymamız gerektiği gibi geçmişte yaşanan ibret sahnelerinin de bir mitoloji ve efsaneden ibaret olarak bize ve insanlığa sunulmasından rahatsızlık duymamız gerekir. Filistin, Suriye, Irak, Doğu Türkistan ve şimdi de Arakan’da Müslümanlara yapılan zulümleri kitaplardan değil televizyonlardan görüyor, öğreniyoruz. Vicdan sahibi olan her insan bunu kınıyor, konuşuyor, yazıyor, bir şekilde tepkisini dile getiriyor ve bu hikâyede(!) zalimden taraf olmadığını haykırıyor, safını onlardan ayırıyor. Yazılıp çizilenler pek bir şeyi değiştirmese de göründüğü kadarıyla, bunu yapmanın kardeşliğimizin ve inancımızın bir gereği olduğuna inanıyoruz. “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla' diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz?”-Nisa:75 Belki savaşamıyoruz ama savaşanları terörist ilan edenlerden değiliz. Belki savaşamıyoruz ama onlara insani ve İslami yardım gönderenleri sonuna kadar yürekten tebrik edip desteğimizi veremez miyiz? Belki savaşamıyoruz ama savaşacak olanları doğurma ve yetiştirme gayretinde olacağımızı her daim yüksek sesle dile getiremez miyiz? Belki savaşamıyoruz ama seherlerde ve gece yarılarında dünyalık için el avuç açıp dua ettiğimiz gibi mazlumlar ve mağdurlar için de dua edemez miyiz? Peygamber Efendimiz(SAV) şöyle buyuruyor; “Kim bir haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmiyorsa dili ile düzeltsin; bunu yapmaya da gücü yetmiyorsa kalbi ile buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf noktasıdır.” İnananlara reva görülen bu zulümlere eller bir şey yapamıyorsa bu zulümleri durduracak yetkisi olmadığındandır. Ancak diller, kalpte bunu sığdıramıyor, sözlerle bunu lanetliyor. Kalpler ise buna için için ağlıyor. Sadece dualar ile ulaşmaya çalışıyor. Bu kadarını yapamayanlara da Allah hidayet etsin. Bir taraftan gördüklerimiz ve duyduklarımız karşısında üzülüyorken, diğer taraftan ise bunca zulme rağmen inancından taviz vermeyen, ölümü göze alan müminlerin, zalimlere karşı aslında muzaffer olduğunu görüyor, ölenlerin Allah’ın izni ile şehit olup ebedi huzura kavuştuğuna inanıyoruz. Zalimlerin ise dünyada rezil ve kötü son; ahirette ise cehennemde ebedi azaba uğrayacağını bütün mazlumların haklarının kendilerinden alınacağına inanıyoruz. Burada, kaybedenlerin her zaman zalimler olduğu apaçık ortadadır. Bunların çok kişi tarafından yazılıp anlatıldığını biliyorum. Ancak bunu yazıp anlatamayanların ve bu duygulara sahip olup bunu duyuramayanların da yüreklerine dillerine ve duygularına da tercüman olsun diye yazıyorum. Ya rabbim sen buna şahit ol…
|
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| EŞLER KÜSERSE... - 18/01/2014 |
| EŞLER KÜSERSE... |
| TESETTÜRDE ASIL OLAN İTAAT Mİ MODA MI? - 04/08/2013 |
| TESETTÜRDE ASIL OLAN İTAAT Mİ MODA MI? |
| Ey Allah'ın Kulları Kardeş Olunuz - 29/05/2013 |
| Ey Allah'ın Kulları Kardeş Olunuz |
| EĞİTİM ALANLARI - 08/10/2012 |
| EĞİTİM ALANLARI |
| MUTLU OLMA KRİTERLERİ - 13/07/2012 |
| MUTLU OLMA KRİTERLERİ |
| İYİ MİRAS, KÖTÜ MİRAS - 24/06/2012 |
| İYİ MİRAS, KÖTÜ MİRAS |
| KİME NE YAKIŞIR? - 20/04/2012 |
| Kişiye değer kazandıracak gerçek değerler toplumun değer yargıları arasında unutulur kaybolur. Ya da dejenere olursa meydanı boş bulan boş insanlar yeni değer kriterleri üretip kişileri bu kriterlerle değerlendirerek bir dereceye koyuyorlar. |